Bir kadının güzelliği mi özendirir biz erkeklere cenneti ? Yoksa bir cennet
kadar mı güzeldir tüm kadınlar ?
Puslu, yağmurlu, güneşinin bulutlar ardına saklanmış olduğu İstanbul'a
bakıyordum balkonumdan. Saç tellerim rüzgarla beraber savruluyor, ansızın
gözlerimde ki o öteki dünya'mda beliriveriyorlardı. Durgundu bugün İstanbul,
çok durgun..
Sigaramdan bir nefes daha alarak karşı apartmanda ki kadına kilitledim
gözlerimi. Sarı saçları beyaz sabahlığına uzanmış, açık kalmış bir iki
düğmesinden siyah sütyeni patlamıştı. Gülümsüyordu. O da benim gibi öylece
bakaduruyordu yorulmuş İstanbul'a.
Kendimi o kadını hayal ederken buldum dumanlı başımla. Islak saçlarını bukleler
halinde uzatıyordu kollarıma ve bedenimi ıslatıyordu, vücudundan boşalttığı her
bir ter damlasıyla. Gözlerine yeniden bakabilmeyi hayal ediyordum, içimde en
ufak bir şüphe olmadan, bir önyargı göremeden bakışlarında. Beklentisizce,
korkusuzca ve unuturcasına adımı her çığlığında.
Sanki ben bir müsvetteydim de bunca sene boyunca, o; bir damla mürekkep
misali sonsuzluğa uzanıyordu damarlarımda. İlk defa görmüyordum belki de o
kadını, belki de sevişmiştik önceden, yahut laflamıştık ayak üstü kuytu bir
sokakta. Kim bilebilir belki de türlü hayallerime alet etmiştim o masum
tebessümünü, belki de leke sürmüştüm güzelliğine bir kaçında ...
Bir kadının güzelliği midir Cennet, benliğimiz altında ezilmiş
arzularımızla hayal edilen?
O kadın mıydı ki kartlaşmış tenimi canlandıran her dokunuşunda..
Sigaramın dumanı takılmıştı boğazıma;
Olasılıklar boğuyordu beni, ihtimallere bıraktığım her yazgı kuruntusuyla.
Beni ben olmaktan alıkoyacak bir kaç kıyafet beğendim gardrobumdan, üstümü
giyindim.
Hazırdım, tek bir nefesinin zaman olacağını bildiğim kadına, sonsuzluğumu
vermeye hazırdım.
Çıktım duvarlarını beyaza boyadığım odamdan, çerçevelerini indirdiğim
dairemden!
Bir iki adım attım karanlığa, sokağın ucundan
"İn aşağı" diye bağırdım; kırılmayan dilimin, hakimiyetini
bıraktığı kulaklara erişebilme umudu ile.
Benim için önemli değildi sesime kulak vermesi,
Yahut tüm zaafiyetlerinden vazgeçerek aşağı inmesi.
Lakin o inmese de ben hazırdım,
Hazırdım ben, uykularımı kaçıran o kadına
Her gün rüyalarımda yeniden aşık olmaya!
Yorgundu bugün İstanbul,
Yorgunluğu yağıyordu bedenimden, karışıyordu çarşafa.
Gözlerimi açtım kendimi kaybettiğim bir rüya’nın ortasında,
Belki yalnızlık bana göre değildi,