Tuesday, July 16, 2013

Sevda Adı

Yalnızlık uyuşturuyordu dilimi, boğazımdan akarak ciğerlerime iniyor, tüm bedenimi ele geçiriyordu. Yudumlarım tükenmek üzereydi ki bir el uzandı arkamdan. “Pardon” dedi. Derinden gelen bir sesti, kalbinin değil, hayallerinin derinlerinden. Adımı sordu bana, bir elimde sönmeye yakın sigaram, ne diyeceğime kararsızdım. Ne olmalıydı adım ? Umut diyemezdim, Gece de olmazdı...ne demeliydim ? Düşüncelerimi bir köşeye atarak Ozan dedim. Evet, evet, Ozan tam benlikti. Arada sırada bir kaleme de sarılıverirdi parmaklarım. Gülümsedi. "Bende Sevda" dedi. "Memnun oldum", yeri gelince bir halt olabildiğimi bilmesini istiyordum. Sarı saçları birer yıldız gibi parlıyordu gece elbisesi üzerinde. Gece elbisesi derken, gece gibi yani; karanlık, gece gibi; umutsuz, gece ki kursağımda bırakmış hayallerimi. Oysa beni terkedip de giden gece değildi ki..
Kim bilir kaç mektubunu yanlış adrese götürüvermişlerdi,
Hepsinin de suçlusu geceler olabilir miydi ?
O karanlıkta gün ışığına çıkan zaafiyetler, o farkındalıkların körelişi,
Umut yangınları, hayal alaboraları, son nefesin ömür kılınışları..
Uykusuzluğumun dermanı geceler değil miydi ?
Kadınım demek istiyordum,
Kadınım… ben unuttum galiba adını,
Gece desem sana herkesleşir miyim bende, ötekileştirir misin beni başkaları gibi?
Ama dersem de, yıldızlar çizer belki silüetini,
Yahut sen yıldız olursun, sonra ben,
Belki dilek tutar kimileri,
Belki söverler bize aydınlattığımız için yüzlerini,
Belki de...
Belki de ömür veririz ha ne dersin,
Öyle ömürsüz mü olmalı geceler,
kaybolur gideriz belki...
O bu değilde,
Geceler; insanların dediği gibi, geçiyor mu öyle,
Yani her güneşin doğuşu, bir son mu ifade etmeli ?
Bir gece de gece, öylesine gece olamaz mı ?
Öylesine sabaha dayanamaz mı yıldız pasteli bedenlerimiz ?
Sonsuz olamaz mıyız ikimiz ...
Haydi yıldız olduk diyelim,
Haydi gözümüz kaldı bir camı açık dairenin süslemelerinde,
Bedenlerimizi alıp da, giremez miyiz duvar örtülü odalarına,
yasak mıdır ki aşk iki yalnız, iki sönük yıldıza ?
Birer kadeh şarabımızı alıp da oturmak, nice yıllar çarçur etmiş şöminenin karşısına,
iki insan gibi sevişsek mesela,
saçlarının yaldızlarında ellerimi, gözlerinin maviliğinde benliğimi kaybetsem,
dudaklarından doyursam karnımı, vücudundan üzerime boşalsa her bir ter damlası,
İlla da illa yanan ateşe köz mü olmak gerekir aşık olmak için ?
Öyle aşklara aşık olmuyorum lan diyemez miyiz ?
Hani hayat hayallerden ibarettir ya,
iki yıldız olup da, sabaha kadar, günlere, hatta ve hatta yıllara kadar sevişemez miyiz ?
madem özgürüz,
iki kuş olup da süzülemez miyiz arzularımızın doruklarında.
Hayal et be kadınım, beni hayalet ki senden başkalarına görünmez olayım.
İzin ver..
İzinsiz ettiğim tüm yeminler ile yansın cehennem bedenim.
Öyle kolay da değil benimsemek bazen,
Kadınım ol.
Yalnızlığım ol.
Yeter ki gece olma ama,
Adı yakışmıyor ne sana ne de bana.
Adın, adını unutmuş olabilirim ama, Sevdaydı galiba..