Yalnızlık
uyuşturuyordu dilimi, boğazımdan akarak ciğerlerime iniyor, tüm
bedenimi ele geçiriyordu. Yudumlarım tükenmek üzereydi ki bir el uzandı
arkamdan. “Pardon” dedi. Derinden gelen bir sesti, kalbinin değil, hayallerinin
derinlerinden. Adımı sordu bana, bir elimde sönmeye yakın sigaram, ne
diyeceğime kararsızdım. Ne olmalıydı adım ? Umut diyemezdim, Gece de
olmazdı...ne demeliydim ? Düşüncelerimi bir köşeye atarak Ozan dedim. Evet,
evet, Ozan tam benlikti. Arada sırada bir kaleme de sarılıverirdi parmaklarım.
Gülümsedi. "Bende Sevda" dedi. "Memnun oldum", yeri gelince
bir halt olabildiğimi bilmesini istiyordum. Sarı saçları birer yıldız gibi
parlıyordu gece elbisesi üzerinde. Gece elbisesi derken, gece gibi yani;
karanlık, gece gibi; umutsuz, gece ki kursağımda bırakmış hayallerimi. Oysa
beni terkedip de giden gece değildi ki..
Kim bilir
kaç mektubunu yanlış adrese götürüvermişlerdi,
Hepsinin de
suçlusu geceler olabilir miydi ?
O
karanlıkta gün ışığına çıkan zaafiyetler, o farkındalıkların körelişi,
Umut
yangınları, hayal alaboraları, son nefesin ömür kılınışları..
Uykusuzluğumun
dermanı geceler değil miydi ?
Kadınım
demek istiyordum,
Kadınım…
ben unuttum galiba adını,
Gece desem
sana herkesleşir miyim bende, ötekileştirir misin beni başkaları gibi?
Ama
dersem de, yıldızlar çizer belki silüetini,
Yahut sen
yıldız olursun, sonra ben,
Belki dilek
tutar kimileri,
Belki
söverler bize aydınlattığımız için yüzlerini,
Belki de...
Belki de
ömür veririz ha ne dersin,
Öyle
ömürsüz mü olmalı geceler,
kaybolur
gideriz belki...
O bu
değilde,
Geceler;
insanların dediği gibi, geçiyor mu öyle,
Yani her
güneşin doğuşu, bir son mu ifade etmeli ?
Bir gece de
gece, öylesine gece olamaz mı ?
Öylesine
sabaha dayanamaz mı yıldız pasteli bedenlerimiz ?
Sonsuz
olamaz mıyız ikimiz ...
Haydi
yıldız olduk diyelim,
Haydi
gözümüz kaldı bir camı açık dairenin süslemelerinde,
Bedenlerimizi
alıp da, giremez miyiz duvar örtülü odalarına,
yasak mıdır
ki aşk iki yalnız, iki sönük yıldıza ?
Birer kadeh
şarabımızı alıp da oturmak, nice yıllar çarçur etmiş şöminenin karşısına,
iki insan
gibi sevişsek mesela,
saçlarının
yaldızlarında ellerimi, gözlerinin maviliğinde benliğimi kaybetsem,
dudaklarından
doyursam karnımı, vücudundan üzerime boşalsa her bir ter damlası,
İlla da
illa yanan ateşe köz mü olmak gerekir aşık olmak için ?
Öyle
aşklara aşık olmuyorum lan diyemez miyiz ?
Hani hayat
hayallerden ibarettir ya,
iki yıldız
olup da, sabaha kadar, günlere, hatta ve hatta yıllara kadar sevişemez miyiz ?
madem
özgürüz,
iki kuş
olup da süzülemez miyiz arzularımızın doruklarında.
Hayal et be
kadınım, beni hayalet ki senden başkalarına görünmez olayım.
İzin ver..
İzinsiz
ettiğim tüm yeminler ile yansın cehennem bedenim.
Öyle kolay
da değil benimsemek bazen,
Kadınım ol.
Yalnızlığım
ol.
Yeter ki
gece olma ama,
Adı
yakışmıyor ne sana ne de bana.
Adın, adını
unutmuş olabilirim ama, Sevdaydı galiba..
No comments:
Post a Comment