Ufak bir not; 31 Mayıs.
Ne demiş üstad Mehmet Akif “Medeniyet dediğin tek
dişi kalmış canavar!” Peki bu marjinal, çapulcu ve ayyaş sıfatlarının
yakıştırıldığı insanlar, bu medeniyet canavarına, kalan son özgürlük inançları
ile ellerini açmış iken; düşüncelerinin zan altında kalışı ve varlıklarının
yadırganışı hoş görülür bir yaklaşım mıdır? Değil ise, gerçek spekülasyon aslen
kimler tarafından ve ne sebeplere dayanılarak yapılmaktadır ?
Peki nedir 31 Mayıs ?
31 Mayıs; kırıldı sanılan halk kaleminin son
damla mürekkebi ile atılan bir tarihtir! Anaların, babaların helal olsun
haykırışları arasından yükselen "dalgalanan bir hilal olsun yeter”
haykırışlarıdır! Zulme göğüs germiş bir milletin, tek beden, tek amaç uğruna
yüreklerini kanatmasıdır!
Peki o zaman bunca yıllık lügatımızdaki
özgürlüğün tanımı, nasıl oldu da değişiverdi bir anda?
Özgürlük;
Farkındalık değil midir ?
Özgürlük;
Kemiği kırılsa da dilimizin , yazıp çizmek değil
midir ?
Özgürlük;
Özsellik değil midir tüm yabancılaşmalar arasında
?
Ne yazık ki tanımlanan özgürlük artık benim
özgürlüğüm değildir!
Okuduğum ve yazdığım şiirlerin mısraları
sansürlendiği sürece;
Arz ettiğim kelimelerin anlamları hor görüldüğü
sürece;
Benliğime bir korku hükmettiği sürece;
Özgürlük, yaşadığımdan ayrı bir rüya olabilir
sadece.
Şimdi bir daha soruyorum sizlere;
Özgürlük, mahkum bir bedenin, duvarlara kazıdığı
düşüncelerinde mi barınır,
Yoksa özgürlük, düşüncelerin mahkumiyete karşı
haykırdığı naralarda mı saklıdır ?
Umuyorum ki tarih kitapları 31 Mayıs'ın sadece
iki, üç ağaçtan, bir parkta toplanmış çapulcu ve ayyaşlardan, provakatörlerden
ve çıkarcı zihniyetlerden ibaret olmadığını ayrıntıları ile önümüzde ki
nesillere aktarır. Lakin bazılarımıza kalsa, bu özgürlük mücadelesi bir grup
penguenin “çiftleşmesinden” ibaret kalacaktır!
No comments:
Post a Comment