Wednesday, June 12, 2013

Ufak bir not; 31 Mayıs.

Ufak bir not; 31 Mayıs.


Ne demiş üstad Mehmet Akif  “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!” Peki bu marjinal, çapulcu ve ayyaş sıfatlarının yakıştırıldığı insanlar, bu medeniyet canavarına, kalan son özgürlük inançları ile ellerini açmış iken; düşüncelerinin zan altında kalışı ve varlıklarının yadırganışı hoş görülür bir yaklaşım mıdır? Değil ise, gerçek spekülasyon aslen kimler tarafından ve ne sebeplere dayanılarak yapılmaktadır ?  

Peki nedir 31 Mayıs ?         

31 Mayıs; kırıldı sanılan halk kaleminin son damla mürekkebi ile atılan bir tarihtir! Anaların, babaların helal olsun haykırışları arasından yükselen "dalgalanan bir hilal olsun yeter” haykırışlarıdır! Zulme göğüs germiş bir milletin, tek beden, tek amaç uğruna yüreklerini kanatmasıdır!

Peki o zaman bunca yıllık lügatımızdaki özgürlüğün tanımı, nasıl oldu da değişiverdi bir anda?

Özgürlük;
Farkındalık değil midir ?

Özgürlük;
Kemiği kırılsa da dilimizin , yazıp çizmek değil midir ?

Özgürlük;
Özsellik değil midir tüm yabancılaşmalar arasında ?

Ne yazık ki tanımlanan özgürlük artık benim özgürlüğüm değildir!

Okuduğum ve yazdığım şiirlerin mısraları sansürlendiği sürece;
Arz ettiğim kelimelerin anlamları hor görüldüğü sürece;
Benliğime bir korku hükmettiği sürece;
Özgürlük, yaşadığımdan ayrı bir rüya olabilir sadece.

Şimdi bir daha soruyorum sizlere;
Özgürlük, mahkum bir bedenin, duvarlara kazıdığı düşüncelerinde mi barınır,
Yoksa özgürlük, düşüncelerin mahkumiyete karşı haykırdığı naralarda mı saklıdır ?


Umuyorum ki tarih kitapları 31 Mayıs'ın sadece iki, üç ağaçtan, bir parkta toplanmış çapulcu ve ayyaşlardan, provakatörlerden ve çıkarcı zihniyetlerden ibaret olmadığını ayrıntıları ile önümüzde ki nesillere aktarır. Lakin bazılarımıza kalsa, bu özgürlük mücadelesi bir grup penguenin “çiftleşmesinden” ibaret kalacaktır!